See More of the World

The Wolf And The Lamb – Kurt ve Kuzu

The Wolf And The Lamb – Kurt ve Kuzu

A stray Lamb stood drinking early one morning on the bank of a woodland stream. That very same morning a hungry Wolf came by farther up the stream, hunting for something to eat.

Sabahın erken saatlerinde başıboş bir kuzu ormanlık alandaki nehirden su içmek için durdu. Aynı sabah aç bir kurt yiyecek bir şeyler avlamak için nehrin ilerisine doğru geldi.

He soon got his eyes on the Lamb. As a rule Mr. Wolf snapped up such delicious morsels without making any bones about it, but this Lamb looked so very helpless and innocent that the Wolf felt he ought to have some kind of an excuse for taking its life.

Kurt gözlerini kuzuya dikmişti. Genelde Bay Kurt böyle lezzetli parçaları hiç tereddütte bile düşmeden havada kapardı fakat bu kuzu o kadar çaresiz ve masum görünüyordu ki kurt bu kuzunun canını almak için kendini bir bahane üretmek zorunda hissetmişti.

“How dare you paddle around in my stream and stir up all the mud!” he shouted fiercely. “You deserve to be punished severely for your rashness!”

“Benim nehrimde dolaşıp her tarafı çamur yapmaya nasıl cesaret edersin!” diye şiddetler bağırdı Kurt. “Bu düşüncesizliğin için cezalandırılmayı hak ettin!”

“But, your highness,” replied the trembling Lamb, “do not be angry! I cannot possibly muddy the water you are drinking up there. Remember, you are upstream and I am downstream.”

“Ama Majesteleri,” diye cevapladı titrek Kuzu, “Kızmayın! Benim sizin içtiğiniz suyu bulandırmam mümkün değil.” Unutmayın, siz derenin yukarısındasınız ve ben aşağısındayım.

“You do muddy it!” retorted the Wolf savagely. “And besides, I have heard that you told lies about me last year!”

“Suyu sen bulandırdın!” diyerek vahşi bir şekilde sertçe bağırdı Kurt. “Hem aynı zamanda duydum ki sen geçen sene benim hakkımda bazı yalanlar da söylemişsin.”

“How could I have done so?” pleaded the Lamb. “I wasn’t born until this year.”

“Bunu nasıl yapmışım?” diye kendini savundu Kuzu. “Bu seneye kadar ben doğmamıştım bile.”

“If it wasn’t you, it was your brother!”

“Eğer sen değilsen, senin kardeşindi!” dedi Kurt.

“I have no brothers.”

“Benim kardeşlerim yok.” dedi Kuzu.

“Well, then,” snarled the Wolf, “It was someone in your family anyway. But no matter who it was, I do not intend to be talked out of my breakfast.”

“Peki, o zaman” diye söylendi Kurt. “Senin ailenden biriydi sonuç olarak. Kim olduğu önemli değil. Kahvaltım dışında bir konu konuşmaya niyetim yok.”

And without more words the Wolf seized the poor Lamb and carried her off to the forest.

Ve Kurt daha fazla kelime kullanmadan zavallı Kuzuyu yakaladı ve ormana doğru kapıp götürdü.

The tyrant can always find an excuse for his tyranny.

Zorba her zaman zulmü için bir bahane bulabilir.

The unjust will not listen to the reasoning of the innocent.

Adaletsiz olan kimse masum olanın gerekçelerini dinlemeyecektir.

 

Keywords:

Stray: Başıboş, başıboş gezen

Morsel: Lokma, parça, ısırık

Make no bones about something: Düşündüğünü veya hissettiğini açıkça söylemek, tereddüt etmemek

Paddle: Suda gezinmek

Fiercely: Şiddetli bir şekilde, kızgınca.

Rashness: Düşüncesizlik, cüret

Your Highness: Majesteleri, Ekselansları

Trembling: Titrek, titreyen

Tyrant: Zorba

Snarl: Hırlamak, Söylenmek



Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *